ABD ithal ettiği çeliklere %25 vergi getirmişti. Sonradan Kanada, AB, Meksika, Güney Kore muaf tutuldu. ABD’nin hamlesi en çok Türkiye, Rusya ve Japonya’yı vuracak. Türkiye 2017’de ABD’ye 1.8 milyar dolar çelik ihracatında bulundu. Bu ihracat ile ABD’nin çelik ithalatının %5.74’ünü oluşturdu ve 6. sırayı aldı. Rusya ve Türkiye’ye karşı böyle bir hareketin gelmesini açıklanabilir bazı sebeplere bağlayabiliriz. Japonya’yı serbest ticaret anlaşmasıyla ilgili bazı meselelerde masaya çekmek istiyor olabilirler. Kabaca değerlendirecek olursak Çin çelik tarifesinden pek etkilenmeyecek. ABD’nin bu hamlesinden sonra Çin’e karşı 50-60 milyar dolarlık ek gümrük vergisi getireceği konuşulmaya başlandı. Çin’i harekete geçiren esas hamle bu oldu.

ABD Çin’i fikri mülkiyet hırsızlığıyla suçluyor. Özellikle Çin’de yatırım yapmış ABD’li firmaların teknolojilerinin ve bilgilerinin haksız yere ele geçirilmeye çalışıldığı konuşuluyor. İddiaya göre ABD’li firmalar Çin’de fikri mülkiyetlerini el değiştirmeye zorlanıyorlar. Çin ABD’li firmalara eğer pazarımda mallarınızı satmak ve üretim yapmak istiyorsanız burda ürettiğiniz teknolojiyi benim firmalarımla paylaşacaksınız diyor. Çeşitli siber operasyonlarla gerçekleştirilen bilgi hırsızlığın önüne geçebilmek için Çin düzenlemeler yapıyor.Bu uygulamanın ABD’li firmaların kârlarında 50 milyar dolar kayba yol açtığı söylenmişti. Aynı tarz iddialar ABD’de yatırım yapmış Çinli firmalar için de konuşuluyor.

Rüzgar gülü üreticisi Sinovel’in ABD’li ortağı AMSC yazılım firmasından bilgi çaldığı ortaya çıktı. Alacağı cezanın 3 milyar dolar civarında olacağı konuşuluyor. Muhtemelen iflas edecekler. Yıllık kârları zaten 50 milyon dolar civarında. Diyeceğimiz şu ki ABD Çin’i eli kanlı olarak yakaladığını düşünüyor. Böyle yaparak Çin’in “2025 Made in China” hedeflerine balta vurmak istiyor.

2025 Made in China hedefi biyolojik malzemeler, uzay, havacılık, bilgi teknolojileri gibi alanlarda üstün teknoloji ürünler üretmeyi kapsamına almış durumda.

Çin şuan için teknolojik üstünlüğü olan bir ülke değil. Teknoloji halen ABD’de üretiliyor. Çin ise kıyıdan köşeden birşeyler tutturmaya çalışıyor. Başarılı olmuyorlar denilemez. Huawei yapay zeka çip yaptı örneğin. Bilen bilir, Çin için çip üretiminin ne kadar önemli olduğunu. Zira 2017’de Çin ithal mikroçiplere $260.1 milyar para harcarken ham petrol ithalatına $162.3 milyar harcadı. Neredeyse iki katı. Çin her yıl ortalama dünyada üretilen mikroçiplerin %45’ini satın aldı ve iç pazarda ithal çiplerin payı %90’ları geçti. Çin ulusal güvenliği için bu kadar önemli olan bir ürünü üretemiyor. Intel’e ve AMD’ye taş çıkartacak firmaları yok. ABD’nin teknolojik üstünlüğü yadsınamaz. Yapay zeka çalışmalarının yaklaşık %70’i de ABD’de gerçekleştiriliyor. Fakat Çin’in teknolojik gelişim hızı ABD’yi çok tedirgin ediyor. Buna bir de Trump’ın ticaret açığı takıntısı ekleniyor. 2016’da ABD, Çin’e karşı 367 milyar dolar açık vermişken 2017’de 375 milyar dolar açık verdi.

İşte bu tarz sebeplerden dolayı ABD Çin’e karşı gümrük vergisi artırma, ABD’deki Çin yatırımlarını ve satın almaları engelleme gibi yollara tevessül etmeye başladı. Örneğin Trump Çin sermayeli Broadcom’un Qualcomm’u devralmasını engellemişti. Şimdi de Çin Ticaret Bakanlığı, Qualcomm’un Çin sermayeli yarı iletken firması NXP’yi almasına engel olacak söylentileri var. Çinli firmalar Bakanlığa baskı yapıyor.NXP otomotiv çipleri yapan bir firma. Qualcomm telefon harici alanlarda da etkinliğini artırmak istiyor. Fakat bu da Çinli firmaların işine gelmiyor. ABD ise Broadcom’un Qualcomm hamlesini ulusal güvenliklerine aykırı olduğu söyleyerek reddetmişti. ABD kendi ülkesinde Çinli teknoloji firmalarının yatırım yapmasını, çeşitli ABD’li firmaları bünyelerine katmalarını engelleyecek düzenlemeler üzerinde çalışıyorlar.

Aslında bu ticaret savaşı veya ticaret dalaşması (nasıl adlandırırsanız), bu mevzular çıkmadan önce de vardı. Bazı şeyler artık daha çok su üstüne çıkıyor.

ABD, Tayvan konusunda Çin’i çok rahatsız edici hamleler atmaktan çekinmiyor bile. Trump’ın tüm seviyelerde Tayvan ile ziyaretin gerçekleştirilmesini sağlayan yasayı onaylaması Batı medyasında ticaret savaşı muhabbetleri arasında kaynasa da Çin’de çok tepki aldı.

Çin’in bu süreçte atacağı hamleler olaylara nasıl tepkiler verdiğini anlamamızı sağlayacak. ABD bir yandan da Çin’i test ediyor. Çin kendi iç medyasında adeta kükrüyor, ticaret savaşından korkmuyoruz diyor. Ama böyle bir riski ne kadar alabilecekler, orasını göreceğiz. Ticaret savaşı en nihayetinde işlerine gelmiyor. ABD için de, Çin için de, hatta ve hatta dünya ekonomisi için ciddi etkileri olabilir. Zannediyoruz ki Çin’i hamle yapmaya zorlayan, halkın ABD’ye karşı yumuşak cevap verildiği takdirde çıkartacağı homurdanmalar. Artırılan milliyetçiliğin önemli sonuçlarından birisi. Herşeyin fazlası zarar. Halk ABD’ye karşı hiçbir şekilde ültimatom gösterilmemesi gerektiğini düşünüyor. Hükümet ise sert cevapların neticesini çok iyi biliyor. Kendileri için zor seçim olacak. Çin istemeyerek de olsa ABD’nin hamlelerine göre yumruklarını sertleştirebilir.

Eğer iş gerçekten büyürse ABD ve Çin bazı ülkeleri de kendi yanlarına çekmeye çalışabilirler. Trump AB’den Çin’e karşı tavır almalarını isteyebilir. Çelik ve alüminyum vergilerinden AB’nin muaf tutulmasının sebebi şu dalgalı süreçte AB ülkelerinin desteğini kaybetmemek. Bunun için Almanya gibi ülkeleri sırtından iteleyecektir. Çin ise ABD’ye nazaran uluslararası toplumun desteğine daha fazla ihtiyaç duyan bir ülke. Çin de bazı ülkelerin desteğine ihtiyaç duyacaktır. Çin’e yakınlaşan İngiltere böyle bir durumda kime göz kırpar merak konusu. ABD’nin müttefiki Hindistan Çin’e muhtaç. Onlar bu mevzuya nasıl bakıyor. Bu da çok önemli. Baidu, Alibaba, Didi, Alipay gibi Çinli teknoloji firmalarının çok ciddi yatırımları mevcut Hindistan’da. Hindistan yazılım konusunda çok iyi fakat Çinliler kadar sermayeleri yok. Çin’de ise hem para var hem de tecrübe. Hindistan ve Çin pazarları fazla nüfustan dolayı birbirlerine benziyorlar. Hindistan Çinli teknoloji firmalarının tecrübesinden faydalanmak zorunda. Teknoloji öğrenmek için de önemli bir fırsat. Fakat dediğimiz gibi bir gruplaşma olursa Hindistan kime sinyal yakar orası belirsiz. İşin içinde daha Da Lai Lama mevzusundan kaynaklı birçok anlaşmazlık var. ABD için en büyük kayıp şüphesiz Hindistan’ı kaybetmesi olur.

Çin-ABD Ticaret Savaşı Türkiye’yi Nasıl Etkiler?

Çin sitelerinde haberler var Türkiye’de ticaret savaşı istemiyor diye. Hatta haberi Çin’in İstanbul Konsolosluğu yayınlamış. Bunu bir ülkeyi kendi tarafında gösterme olarak okuyabiliriz. Çin’in gruplaşma yapacağının da bir göstergesi. ABD Türkiye ilişkileri zaten çok iyi değil. Rusya’ya yakınlaşma var. Çeliğe getirilen gümrük vergisi direk bizi vurdu. Ticaret savaşına karşıt söylemlerin olması çok doğal. İstanbul Konsolosluğu’nun yayınladığı bu haber aslında Çin’in Türkiye’ye göz kırpması manası taşıyor. Tartışmaya açık pek tabi.

Birazda ticaret savaşının Türkiye’ye etkileri neler olur onu ele alalım. Çin ABD’den ithal ettiği otomotiv parçalarına ve otomobillere uyguladığı gümrük vergisini %25 artırdı. Bu durumda otomotiv sektörümüzün Çin pazarına daha çok abanması gerekecek. %25’lik vergi ABD’de otomobil üretimi yapan firmaları epey sarsar. ABD’den gelen ithal otomobilllerde halihazırda %25 vergi uygulanıyor. Otomotiv sektörümüzün ihracatı Çin’e son yıllarda artmaya başladı. Çin’e ihracatta en istikrarlı artış gösteren sektörlerden birisi.

Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe de fena değildik. 2015’te 48 milyon dolar, 2016’da 59 milyon dolar, 2017’de 59 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. 2018’in ilk çeyreğinde 6,4 milyon dolara ulaşabildik. Sene sonunda 30 milyon doları bulur veya bulmaz. Bu nokta neden önemli? Ticaret savaşı derinleşirse Çin ABD’den ithal ettiği tarım ürünlerine ek gümrük vergisi getirebilir. Halihazırda bütün taze ve kuru meyvelere %15 ek gümrük vergisi getirilmiş durumda. Hububat ve bakliyatta olduğu gibi yaş meyve sebze ihracatında da düşüş var. 2016’da bu sektörün ihracatı 93 milyon dolardı(2016 öncesi çok az). 2017’de 68 milyon dolara düştü. 2018’in ilk çeyreğinde 10 milyon dolar oldu. Sene sonunda taş çatlasa 50 milyon dolara çıkar. Bu sektörde de en ihtiyaç duyduğumuz zamanda yavaşlama var. Çünkü ABD’li firmalar kesinlikle pazar payı kaybedecekler. Çin meyvelere %15 vergi getirdiğini açıkladı bile. Kuru meyve mamülleri ihracatımız geçen sene 7,6 milyon dolardı. İlk üç ayda 1 milyon dolara yaklaştı. Yüksek ihtimal 2018’de geçen seneki rakamın altında kalacak. Çin’in %15’lik ek gümrük vergisi kuru meyveleri de kapsıyor. ABD’ye uygulanan bu vergiler bizim için bir fırsata dönüşebilir. İyi takip etmeliyiz. ABD’nin Çin mallarına getireceği gümrük vergileri daha önemli. Neticede 50 milyar dolarlık bir tarife. Çin’in ABD’deki hangi pazarlarını doldurabiliriz onlara da bakmak lazım. Orası daha önemli.(Türkiye’nin Çin’e ne sattığı ile ilgili ayrıntılı yazımıza şurayı tıklayarak ulaşabilrisiniz.)

Çin 128 ürüne ek gümrük vergisi getirmişti. 120 ürünün gümrük vergisi %15 artırılırken 8 ürünün %25 artırıldı. Çin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Çin kendisini savundu. ABD 1962 tarihli Ticaret Genişletme Yasası’nın 232 numaralı “ulusal güvenlik” bölümünü kullanarak çelik ve alüminyum vergilerini getirdi. Ulusal güvenlik şemsiyesi altında bu işin yapılmasının önemli bir sebebi var. O da DTÖ’nün incelemelerinden kaçabilmek. Eğer bir ülke ulusal güvenlikten dolayı ek gümrük vergisi koyarsa incelemelerden muaf tutulabiliyor. Fakat ulusal güvenlik kapsamı çok geniş. DTÖ ile ilgili ulusal güvenlik maddesi Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (GATT) 21. maddesi oluyor. Çin ise zaten ABD’nin savunma sanayinde yerli çelik kullandığını söylüyor. ABD kendi çelik sektörünün zayıflaması neticesinde tank ve silah üretiminin zora gireceğini düşünüyor ve bu konuyu ulusal güvenlik olarak ele alıyor. Fakat Çin’de çıkan bir yazı çelik ithalatının ABD’nin ulusal güvenliğini tehlikeye atmadığını yazdı. Buna göre ABD’de ithal çeliklerin tüketimde kullanım oranı %16 ve ulusal güvenlik için kullanım oranı %3. Çin Ticaret Bakanlığı ABD’yi DTÖ’nün “Güvenlik İstisnası” maddesini kötüye kullandığını iddia etti. Ek gümrük vergilerini uygulamak zorunda kaldığını belirtip, sorunların ancak konuşarak çözülebileceği dile getirildi.

Peki bu 128 ürün arasında neler var? Çincesi olan ayrıntılı listeyi şuradan indirebilir.

Özet geçecek olursak kurutulmuş hindistan cevizi, taze hindistan cevizi, taze veya kuru kaju, taze veya kuru badem, fındık, ceviz, fıstık, kestane, taze veya kurutulmuş muz, taze veya kuru incir(kuru incirde fena değiliz),taze veya kurutulmuş ananas, taze veya kurutulmuş avokado, taze veya kurutulmuş mango, taze veya kurutulmuş narenciyeler, taze veya kurutulmuş limon, taze üzüm, kuru üzüm, taze karpuz, taze kavun, taze elma, taze armut, taze ekşi kiraz, taze diğer kiraz(kiraz anlaşması yapıldı Çin’e kira satabiliriz. Bizi zorlayan akdeniz sivrisineğinden dolayı kirazların 16 gün bekletilmesi gerekiyor. O yüzden kirazlar çürüyor), taze nektarin, taze şeftali, taze erik, taze çilek, dondurulmuş meyveler, kurutulmuş elma, kurutulmuş hurma, birçok paslanmaz ve alaşımlı çelik ürünü, domuzun pirzolası, ayakları, karaciğeri vs, alüminyum hurda.

Çin’in ABD’den ithal ettiği bu ürünlere %15 vergi gelecek. Yalnız, domuzla ilgili kısımda ve hurda alümünyumlara %25 ek gümrük vergisi getirilmiş. Bunlar toplamda 8 ürün yapıyor. Meyve, fındık fıstık, ceviz tarzı ürünlere ek %15’lik gümrük vergisi getirildi. Bu ürünlerin toplamı ise 120.

Çin kasten domuz etini hedeflemiş olabilir. Zira Trump’ın önemli oyları çiflik yetiştiricilerinden gelmişti.

Ek gümrük vergisinin altını çizmekte fayda var. Çünkü ABD’den ithal edilen bu ürünlerin vergisi %15’e veya %25’e çıkarılmayacak. Halihazırdaki gümrük vergisi oranının üstüne bu oran eklenecek. Çin ABD’den gelen taze üzümlere %13 oranında gümrük vergisi uyguluyor. Bu durumda taze meyvelerin gümrük vergisi oranı %28’e çıkacak. Şili ve Peru’dan gelen üzümlere vergi alınmıyor. Yaşadılar!

ABD yumruklarını sertleştirirse Çin de sert oynar mı onu zaman gösterecek. Çok dikkatli davranacakları kesin. Batı medyasında Çin’in Boing uçaklarını almayabileceği yazıyor. Fakat böyle birşey gerçekleşirse Airbus fiyatlarını artırabilir. Bu tarz örneklerden dolayı Çin çok temkinli adım atmak zorunda. Soya fasülyesi için de aynısı söz konusu. ABD’den soya fasülyesi ithalatını bir anda keserlerse kısa sürede talebi karşılayamayacakları için talepten dolayı fiyatlar artabilir. Soya fasülyesinin küspesi domuz yemi olarak kullanıyor. Mevzu direk domuz fiyatlarına da etki edebilir. Bu tarz vergilerde ülkelerin kendilerine de zarar verme ihtimalleri artıyor. Çin böyle bir senaryoyu öngörmüş ki soya fasülyesi ithalatını Brezilya’ya kaydırmaya başladı. Çin ABD’den yaklaşık 14 milyar dolarlık soya fasülyesi ithalatında bulunuyor.

ABD Çin’e madem ticaret savaşı yapmak istemiyorsun o zaman benden daha fazla ürün satın al diyebilir. Çin zaten ithalatını artıracağını söylüyor. 2018’de ilk defa Şanghay’da ithalat fuarı düzenlendi. Bu özelliğiyle fuar bir ilk. Fakat ABD kendini biraz itici hale getiriyor. Çin’in kendilerinden daha fazla yarı iletken ürünlerden(mikroçip gibi) satın almalarını söylemek Çin açısından çok itici görülüyor olabilir. Ne yapacaklarının söyleniyor olması sinirlendiriyordur muhtemelen. Mikroçip ithalatı petrol ithalatının iki katı. Ülke tamamen İntel, AMD gibi çip üreticilerine bağlı ve ABD bizden daha fazla alın diyor. Çin’in yarasına tuz basıyor. Zaten, bu talepler gelmeye başlayınca Çin önemli bir adım attı. Yerli yarı iletken ürün üreticilerinin kurumlar vergisinin düşürüleceği açıklandı. Çip mevzusu ulusal güvenlik açısından çok önemli. Son zamanlarda Intel’in çiplerinde güvenlik açığı bulunmuştu.

ABD’nin Çin’e satmak istediği ürünler arasında doğalgaz da var. Çin’in havak kirliliğiyle olan mücadelesi elektrik üretiminin kömürden yenilenebilir enerjiye veya doğalgaza geçmesini zorluyor. Çin’in artan doğalgaz talebi fiyatları da artırıyor. ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross başlangıç için Çin’in ABD’den daha fazla doğalgaz ithal etmesini önerdi. Çin tarafından ise bu tarz yaklaşımlar “ABD hastalığını çözmek için başkalarına ilaç içirmesi” olarak görülüyor. Çin’e göre ABD ticaret açığını azaltmak istiyorsa daha fazla tasarruf yapması, daha az tüketim gerçekleştirmesi gerekiyor. Mallarımıza bu kadar talep gösteren sizsiniz diyorlar. Ama sıkıntı ticaret açığı değil. Esas sıkıntı ABD ve Çin arasındaki teknoloji mücadelesi. ABD hiçbir şekilde Çin’in kendisini geçmesini istemiyor ve önlemlerini bir şekilde almaya çalışıyor.

Son yıllar Çin’in ABD’ye karşı olan ticaret fazlası hızlı artış gösterdi fakat bu ticaret fazlasının ekonominin büyüklüğüne olan oranı da çok hızlı bir şekil düştü. Çinliler bu durumu da göz önünde bulunduruyorlardır.

Çin ve ABD birçok alanda birbiriyle mücadeleye girişmiş durumdalar. Konuyu ele alabilmek için çok fazla açıdan bakmak gerekiyor. Ticaret savaşı tamtamları bu mücedelenin sadece su üstüne çıkmış hali. Kapalı kapılar ardında kim bilir ne gibi planlar ve pazarlıklar dönüyordur.

Peki bu mücadelenin olası sonuçları neler olabilir?
  • Dünya ekonomisi resesyona girebilir.
  • Dünya ekonomisinin resesyona girmesiyle elektrik üretimi düşer ve kömürden elektrik üreten termik santaller, çelik fabrikaları vs dünyamıza daha az verir.
  • Çin, Tayvan’a baskısını artırabilir.
  • Güney Çin Denizi’ndeki varlığını artırmak için Deniz Kuvvetleri’ne daha fazla bütçe ayrılabilir.
  • 1980’lerin sonlarında ABD Japonya’ya ticaret savaşı açmıştı meyvesini almıştı. 1995 ylında Dünya Ticaret Örügtü kurulmuştu. Çin ve ABD arasında yaşanacak ticaret savaşı uluslarası kurumların daha fazla güçlendirilmesi gerektiği düşüncesini veya yeni kuruluşların kurulmasını tetikleyebilir.
  • ABD de Çin de uluslararsı toplumun desteğini almak isteyebilir. Bu yüzden Çin’i destekleyenler ve ABD’yi destekleyenler tarzı ayrışmalar olabilir.
  • Çin süpergüç olmak istiyorsa önemli müttefiklerinin olması gerektiği düşüncesine varabilir.
  • Çİn’in 2025 Made in China veya 2030 yapay zeka hedefleri sekteye uğrarsa daha fazla hırslanabilirler.
  • Borsa kayıpları.

Olası sonuçlar daha da artırılabilir fakat şu aşamada olayların olgunlaşmasını beklemek daha mantıklı. Umuyoruz ki ABD ve Çin planlarını yaparken bir yerlere yangın çıkışı koymayı ihmal etmezler.

BAĞIŞ

Bu Yazıyı Alıntıla:  

China Pulse, "Ticaret Savaşı Türkiye ve Çin’i Yakınlaştırabilir," China Pulse, 2 Nisan 2018, https://cinnabzi.com/ticaret-savasi-turkiye-ve-cini-yakinlastirabilir/.